PARMAK EMME

Bugünün konusu yine pek çok ebeveynin kaygılarını besleyen parmak emme. Benim kızım 2 aylıktan beri parmağını emiyor. Aslına bakarsanız kendisini rahatlatmak için müthiş bir yol olarak düşünmüyor değilim. Gelin görün ki iş bıraktırma aşamasına gelince ne yazık ki emziği bırakmak kadar kolay olmuyor. Çünkü emzikteki göz görmeyince gönül katlanır durumu malesef parmak emmede yok. Parmak 7/24 çocukla birlikte olduğu için konu üzerinde kontrol sağlamanız oldukça zor. Peki gerek var mı?

Parmak emmek çok yaygın olarak görülen ve son derece normal bir çocukluk hali. Çoğu otorite tarafından bir davranış problemi kategorisinde görülüyor ama onun da bir zamanı var değil mi? Çocukların büyük çoğunluğu bu alışkanlığı daha annelerinin karnındayken ediniyorlar. Son derece kontrol odaklı olan biz ebeveynlerin, kontrol edemediğimiz, öngöremediğimiz durumlara karşı tahammülümüz oldukça azalıyor. Tabi ki bir çocuk yetiştirmeyle ilgili herkesin önemli ve geçerli(!) fikirlere sahip olduğunu fark etmemiz çocuk sahibi olduktan sonra fazla uzun sürmüyor ve çocuğun son derece normal sayılabilecek davranışlarına bile şüpheyle yaklaşılır hale geliniyor. Çocuklardaki kontrol edilmesi zor davranışlar, giderek artan bir şekilde davranış problemi ya da daha ileri giderek bir ruh sağlığı sorunu olarak yeniden tanımlanıyor. Benzer bir konuyla ilgili Psikiyatr Frank Furedi şöyle demiştir. ‘ çocukların ruh sağlığıyla ilgili çağdaş obsesyonun bir kendini gerçekleştiren kehanete dönüşebilme tehlikesi söz konusudur. Eğer çocuklara sürekli olarak bir hastalık musallat olmuş gibi muamele edilirse, onlar hemen kendilerini hasta olarak algılamaya başlayabilirler. Çocuklara gerçekten güçsüz ve savunmasız olduklarını hissettirmede tıbbi bir teşhis kadar etkili hiçbir şey yoktur.’ Parmak emme de kimi zaman psikolojik bir rahatsızlığın işareti olarak görülebiliyor. Hal böyle olunca 1,5- 2 yaşını geçmiş parmak emen her çocuğa toplum baskı uyguluyor.

Ela şimdilerde sadece uykuya geçerken emiyor olmasına rağmen önceden stres anlarında, uykusu geldiğinde, birşeyler izlerken, kendisine yeni olan ortamlarda parmağını emiyordu. Tanıdık tanımadık herkesin bir yorumu var tabii ki ama keşke kendi içlerinde kalsa. Çocuğum üzerinde asla söz söyleme hakkı olmayacak insanlar dahil (ilk defa gördüğü bir kasiyer, parktaki teyze vb.) hemen ‘Çek ama elini. Ablalar parmak emmez. Kocaman kızsın sen. Pis olmuş. Böcek çıkar. Şu olur bu olur. Bilimum dehşet senaryolarını kızımla paylaşmaktan geri durmuyorlar. Şimdi hiç ama hiç müdahale edilmezse tıpkı meme emmek gibi ihtiyacını doyurduğu noktada zaten bırakacaktır diye düşünüyorum. Ama gelin görün ki bizim toplumumuzda ne mümkün? Anne baba olarak biz karışmazken kaşla göz arasında birileri karışıyor işte. Çocuk için son derece normal olan bu durum alınan tepkilerle birlikte boyut değiştiriyor ve sanıyorum kendi bedeni hakkındaki bu kararı başkalarının vermesine şiddetle karşı çıkıyor ve bundan sonra bu davranış daha da kalıcı ve tutkulu hale geliyor.

Elanın 2 tane fazladan dişi var. Çok çok nadir olarak görülebilen bu durum bir senedir bizim gündemimizde. Şuan da 20 adet olması gereken diş sayısı 22. Bununla ilgili olarak bir pedodontiste götürdüğümüzde 2,5 yaşında bir film çekilip hangi dişlerin kökünün  ve yapısının diğer dişlere benzediği tespit edilip uygun olmayan iki dişin 3,5 yaş civarında küçük bir operasyonla alınması kararı alındı. Konu mühim olunca paranoyak tarafım ağır bastığı için ikinci bir görüş daha almak için bir başka pedodontiste daha muayene oldu ve o da aynı şeyi söyledi. Operasyonun yapılabilmesi için  parmak emme davranışının sona ermiş olması da gerekiyordu. Hiç istemesek de bir çözüm bulmak için kolları sıvadık. Acı ojeler, parmakları birbirine bağlamalar falan hiçbiri benim yapabileceğim şeyler değildi. Ben kendi yöntemimi buldum ve kendime hayvan şekilli, süslü püslü tırnak stickerları aldım ve kendi tırnağıma yapıştırdım. Ela’nın dikkatini çekmeyi başardım ve kendisine de istedi. Malum bu stickerlar oje ile tırnağa sabitlenebildiğinden Ela’ya parmağını ememeyeceğini söyledim. Bir hevesle kabul etti. Pandalı stickerlarımızı yapıştırdık. En küçük sticker bile tüm tırnağını kaplıyordu. Gündüz çok çok iyi idare ettikten sonra sıra geldi geceye. Öyle büyük bir alışkanlık ki bir anda bırakılması mümkün değil. O gece Ela’nın yatağına yattım. Emdiği elini yanağının altına koyarak uyumasını sağladım. Çok kolay oldu. Çok sevindim. Demek ki o da hazırmış bırakmaya falan diye kendi kendime erken sevindim. Ertesi gün gündüz yine hiçbir problem yaşamadık. Gece de uykuya geçiş aynı şekilde güzel oldu ama uyuduktan çok kısa bir süre sonra ağlayarak uyandı. Ağlamasının sebebini bilmiyor sadece uyuyamadığını söylüyordu. Dayanamadım. Parmağını mı emmek istiyorsun? Diye sorunca ‘evet’ dedi. ‘biraz daha emmek istiyordum ben.’ Asetonla hemen çıkardım stickerı ve emebileceğini söyledim. Nasıl bir rahatlama anlatamam. Biraz daha emmek istiyordu. Yani o henüz bırakmaya hazır değildi ve çok büyük ihtimalle ben boşa kürek çekiyordum. Kendi kendime bunu yapmaya hakkım olmadığını düşündüm. Evet. Operasyon için 3 yaşından önce bırakması gerekiyordu. Evet damak yapısı bozulmuş, üst damak öne gelmeye başlamıştı ama yol açabileceğim psikolojik sorunları düşündüm ve müdahale etmekten vazgeçtik. Bir parantez açarak tırnak yeme problemi olan çocuklar için tırnak stickerı yöntemi denenebilir diye düşünüyorum.

image1 (15).jpg

O biraz daha emmek istiyorum dedikçe sorduğumuz ‘peki ne zaman bırakacaksın?’ Sorusunun cevabı ‘sonra’ oldu. O sonranın ne zaman geleceğini kimse bilemez tabii ki ama sonra işte. Biri birşeyi karşı konulmaz bir şekilde istiyor işte. Kim önünde durabilir ki? Demem o ki bu, parmak emen çocuklar için bir ihtiyaç ve o ihtiyacın doyuma ulaşmasını sabırla beklemek bize düşen.

Peki olayın estetik ya da tıbbi yönüne bakalım mı? Bakalım. Parmak emmek süt dişlerinin yapısını bir miktar bozabiliyor. Damak yapısıyla da oynayabiliyor. Damak ve üst ön dişler öne doğru geliyor. Çocuğun ağzını kapatması zorlaşabiliyor. Alt ve üst ön dişler arasında açıklık meydana gelebiliyor. Biriken tükürük ön dişlerde lekelenmelere neden olabiliyor. Yani olumsuz tarafları var varolmasına ama bunların hiçbiri çocuğunuzda görülmeyedebilir. Hiç kimse size çocuğunuzun ileride ortodontik (tel) tedavi göreceğini ya da görmeyeceğini küçük yaşlarda söyleyemez. Bu biraz şans meselesi. Kalıcı dişleri çıktıktan sonra hiç tel takmaya ya da herhangi bir müdahalede bulunmaya ihtiyacı olmayan çocuklar olduğu gibi tel takılması gereken çocuklar da olabiliyor.

Şans derken aslında tam da şans meselesi değil.  7/24 parmak emen bir  çocuğun ağız ve diş sağlığı açısından oluşacak tahribatla sadece uykuda, sadece kendisini stres altında hissettiği zamanlarda emen bir çocukta yaratacağı tahribat tahmin edersiniz ki aynı olmayacaktır. Eskiden 2 yaşını dolduran çocukların parmak emmesi de emzik emmesi de meme emmesi de yani her türlü emme alışkanlığının ivedilikle sonlandırılması gerektiği söylenirdi. Bugün bu yaş 3,4 hatta kimi otoritelere göre 5 yaşa kadar çekilmiş durumda. Siz istediğiniz kadar müdahale etmeyin 2 yaşın üstündeki her çocuk toplumda parmak emerken hoş karşılanmayacağı için birileri bunun yanlış olduğu sinyalini öyle ya da böyle çocuğunuza verecek. Üstelik bazen müdahale edemeyeceğiniz kadar hızlı olup bitecek verilen nasihatler ya da gözdağları. Yani çocuk en az bir sefer bir şekilde maruz kalacak. Çocuğun kafasına bir defa o tohumun atılması demek onda zaten bunun sonlandırılması gereken birşey olduğu inancını doğurabilir. Bu erken çocukluk çağı boyunca yapılan her müdahale gereksiz yere daha çok bağlanmasına neden olabileceği gibi kimi çocukta vakti gelince bırakma ihtiyacını da doğurabilir. Yani bu bir risk tabii ama çoğunlukla kontrolümüz dışında alınan bir risk diyebiliriz.

Biraz daha açayım. Ben hiçbir müdahalede bulunmadan kendiğilinden geçmesini bekleyecekken evdeki hesap çarşıya uymadı. Dış sesler susmadı ve çocuk bir şekilde kendini baskı altında hissetti. Haydi diyelim. Biz bir şekilde o dış sesleri nötralize ettik, etkisiz hale getirdik. Bu defa da sağlık problemi nedeniyle bahsettiğim müdahalede biz bulunduk. Bir ihtimal tutarlı ve kararlı davransaydım birkaç gün sonra biraz ilerleme görebilirdik ama ben yaptığım müdahalenin yanlış olduğunu düşündüğüm için tırnak stickerı olayına devam etmedim. Öyle ya da böyle her çocuk benzer şekilde konudan, istenmeyen birşey olduğu yönünde fazlasıyla haberdar oluyor. Bundan sonrası o ‘sonra’nın gelmesini beklemek diye düşünüyorum. Çünkü artık bir gün vedalaşacağının farkında.

Fizyolojik rahatsızlıklara sebebiyet verebilecek bu alışkanlık baskılanırsa bakın nelere neden olabilir? Tikler başlayabilir. Tırnak yeme davranışı görülebilir. Hatta kekemelik gibi durumlar bile ortaya çıkabilir. Neden? Çünkü uygun olmayan yaklaşımlar kişinin doğasıyla oynar. Çocuk kendini baskı altında hisseder.  Kendisinde bir sorun olduğunu düşünmeye başlayabilir. Dahası cezalandırıldığını düşünerek kendince bir savunma mekaniması geliştirebilir.

Son derece masum, çocuğun kimseye hiçbir zarar vermeden kendini rahatlatmaya çalıştığı bu yöntem birileri tarafından davranış problemi olarak yaftalanıyor.  Bebekle kurulan ilişkinin duygusal kalitesi, ihtiyaçlarının doğru anlaşılmaması ya da zamanında karşılanmaması gibi anneyi suçlu ve yetersiz hissettirecek söylemler de hemen yerini alıyor. Oysaki 2 yaşından sonra halen parmak emmeye devam eden bir çocukta mutlaka duygusal bir problem olduğu ya da bunun müdahale edilmezse sonsuza kadar süreceği inancı gerçekçi değildir. Gün boyunca tekrar eden  ve çocuğun sosyal uyumunu bozacak kadar yoğun olan parmak emme durumunda çocuğunuzun yaşının da daha büyük olduğunu varsayarak söylüyorum mutlaka onunla konuşmalısınız. Neden parmak emmemesi gerektiğini gerekçeleriyle anlatmalısınız. Dahası birlikte bir çözüm yolu bulmalı, bu süreçte sizden yapmanızı ya da yapmamanızı istediği birşeyin olup olmadığını netleştirmelisiniz. Baskı kurmak, tehdit etmek, elini tutup çekmek, kızmak, bağırmak hir bir işe yaramayacağı gibi davranış problemlerine de neden olabilir. Çocuk için önemli bir alışkanlıktan vazgeçmek kolay değildir. Bu noktada her zamankinden daha fazla desteğinize ihtiyacı olacaktır. Çocuğu alışkanlığını terk etmeye zorlayamazsınız.  Ancak o da isterse başarılı olabilirsiniz. Zafere gidecek bu yoldaki her türlü olumsuz ve baskı altında hissettirecek şey çocuğa doğru olanı yapma güdüsü vermez aksine işbirliği yapma olasılığını da azaltabilir. Çocuk baş parmağını obsesif bir şekilde emiyorsa, aşırı içine kapanık ve depresif ise bu köklü bir alışkanlıktan daha fazlasını temsil ediyor olabilir.  Ya da muhtemelen zamanında engellenmiş bir çocuktur. Altta yatabilecek herhangi bir problem için bir uzmandan yardım almak gerekebilir.

 6 yaşını geçmiş bir çocukta habit breaker ( alışkanlık kırıcı) denilen apereyler (tel) çocuğunuzun ağız yapısına uygun olan şekilde ağız içine yerleştirilebiliyor. Bu, emmenin konforunu bozuyor ve çocuğun alışkanlığından vazgeçmesini sağlıyor. 8 yaşını geçmiş çocuklarda ise alternatif olarak hipnoterapi uygulanabiliyor. Yani hiçbir şey sonsuza kadar sürmüyor elbette ama bu çok masum davranışı bir davranış problemine dönüştüren de dışarıdan gelen müdahaleler oluyor.  Önemli olan oto kontrolüyle çocuğun isterse bunu sonlandırabileceği inancını yerleştirebilmek. Zira istek olmadan hiçbir şey olmaz.

Keyifli okumalar.

logoo selin cocuk-gelisimi

 

Değerli yorumlarınızı buraya yazabilirsiniz

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s